5) Çölde Serinlik, Körfez’in Futbol Mabetleri
Bu yazıda Remarkable Football Grounds kitabından faydalanılmıştır.
Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri, son 15 yılda sporun vitrinine hızla tırmandı. “Petrol parasıyla yapılan süper stadyumlar” gibi kolaycı bir etiket yapıştırılabilir ama işin aslı o kadar basit değil. Bu coğrafyada stadyum inşa etmek, neredeyse doğaya meydan okumak demek. Kum fırtınası, kavurucu sıcak, gölge meselesi, soğutma teknolojisi… Bir futbol sahasını çölün ortasında yaşatmak için mühendislik kitabının tamamı açılıyor. Bu bölümde üç farklı örnek üzerinden aynı sorunun üç ayrı çözümünü göreceğiz.
Al Janoub Stadium: Dalgadan Doğan Yapı (Katar)
Katar’ın 2022 Dünya Kupası hazırlıklarının ilk büyük adımlarından biri Al Janoub’du. Al Wakrah’da, sahile yakın bir bölgede yükselen stadyumun tasarımını Zaha Hadid üstlenmişti. Hadid’in eskizlerinde belirgin bir şey vardı, kıvrım. Bu kıvrım bölgenin eski inci avcılarının kullandığı geleneksel “dhow” teknelerine gönderme yapıyordu. Dışarıdan bakınca dev bir beyaz yelken gibi görünen o çatının ardında ise başka bir zorluk yatıyor, aşırı sıcakla mücadele.
Al Janoub, Katar’daki yeni nesil stadyumların en erken tamamlananlarından biriydi. İçerideki soğutma sistemi, sahayı ve tribünleri ayrı ayrı hedef alacak şekilde tasarlanmış; bunların hepsi açık alan bir mimarinin içinde çalışıyor. Maç günlerinde saha 26–28 derece aralığında tutulabiliyor. Stadyumun zemininde kullanılan hibrit çim de 40 derecelik havada bile yeşil kalacak şekilde özel olarak yetiştirilmiş.
Ama asıl çarpıcı olan şey, tüm bu teknolojiyi taşıyan ağır yapının şekil olarak hafif görünmesi. Hadid’in karakteristik çizgileri burada işlevle birleşmiş durumda, dalga gibi ama kütleli; modern ama yerel bir referansa bağlı.
Lusail Stadium: Altın Kâsede Dünya Kupası (Katar)
Lusail, Katar’ın “geleceğin şehri” diye pazarladığı yeni yerleşimin tam merkezine inşa edildi. Bir stadyumdan ziyade bir vitrin gibi devasa, parlak, altın renkli bir kase gibi. Bu kâsenin ardında bir o kadar sert ve tartışmalı bir gerçeklik var…
Lusail’in yapımı sırasında kaç işçinin öldüğü yıllardır tartışılıyor. Resmî rakam 3 (yazıyla üç) olsa da uluslararası raporlar yüzlerle ifade edilen kayıplardan söz ediyor. Aşırı sıcak, kötü yaşam koşulları ve ağır iş temposu, stadyumun hikâyesinin karanlık bölümünü oluşturuyor. Bunu kitaptaki satırlarda da hissediyorsun, organizatörlerin Dünya Kupası’nı yaz aylarında yapmanın mümkün olmayacağını aylar sonra fark etmesi, stadyumdaki yoğun klima ihtiyacının çevresel maliyeti…
Bütün bunlara rağmen Lusail, 2022 Dünya Kupası’nın kalbinde yer aldı. Final buradaydı. 88 bin kişiyi içine alan bu dev yapı, Arap desenleriyle bezeli dış cephesiyle göz kamaştırıcı bir görüntü veriyor. Turnuva sonrası daha küçük bir spor kompleksine, ticari alanlara ve konuta dönüştürülmesi planlanıyor(du). Bildiğim kadarıyla, Güney Amerika ve Afrika’daki ülkelere stadyum olması amacıyla Lusail dahil Katar’da inşa edilen Dünya Kupası stadyumlarının diğer ülkelere gönderildi ve gönderiliyor. Son olarak, Lusail, hem bir şov, hem de bir şehir mühendisliği projesi.
Hazza Bin Zayed Stadium: Gölge Sanatı (Abu Dhabi, BAE)
Al Ain’deki Hazza Bin Zayed, üç stadyum içinde belki en estetik olanı. Hem fonksiyonel hem zarif. Dış cephesindeki petek benzeri yapı, BAE’nin yoğun güneşini kırmak için düşünülmüş. Gündüzleri gölge sağlıyor, geceleri ise ışığı yumuşatarak stadyuma minimal bir şıklık veriyor.
Bu bölgenin en önemli mimari sorunlarından biri, güneşin doğrudan vurduğu tribünlerde sıcaklığı kontrol etmek. Hazza, bu konuda bölgedeki ilk modern çözümlerden birini sunmuş. Hava akışı için özel kanallar, tribün yerleşiminde gölge hesaplamaları, malzeme seçiminde ısı emilimini azaltan kaplamalar…
Stadyum açıldığında “Orta Doğu’nun en iyi stadı” seçilmiş. Al Ain FC’nin evi olmasının yanında milli maçlara da ev sahipliği yapıyor. Dolmabahçe’nin yanında inşa edilen Vodafone Park gibi, Hazza da şehrin dokusuna uyma kaygısını taşıyor; dev bir blok gibi değil, hafifçe yükselen bir desen gibi duruyor.
Çölde Bir Nefeslik Serinlik
Bu üç stadyumun ortak noktası şu; mimariyi sadece form olarak değil, hayatta kalma stratejisi olarak da kullanmak zorunda kalmışlar.
Kimi gelenekten ilham alıyor (Al Janoub), kimi geleceği sıfırdan inşa etmeye çalışıyor (Lusail), kimi de iklimle uyum içinde kalmanın yollarını arıyor (Hazza).
Körfez’de futbol, çimlerin üzerinde oynansa da hikâyesi hep çölün altında gizli. Bu yüzden burada atılan her gol, aslında mühendisliğe atılan bir imza gibi.








Hazza Bin Zayed sanki Allianz Arena'dan etkilenmis bi mimar tarafindan tasarlanmis :)